Ve, piyano ile kadın sonsuza dek mutlu yaşadılar.
Noktayı severim. Bebek pudrasını severim. Yara kabuğu koparmayı severim. Falan demeyi severim. Kapişonu severim. Her adımımda ayak bileklerimin çıtlamasını severim. Çıtır sonbahar yapraklarını da severim. Spiralli defterden yaprak koparmayı severim. Ellerimi izlemeyi severim. Pul biberi severim. Çorapları severim. Kedimin göbeğini severim. Fotoşop yapmayı severim. Kardeşimin gözleriyle burnunun birleştiği yeri öpmeyi severim. Harika kokulu kremleri severim. Eşarp iğnesi takarken ucunu baş parmağıma batırmayı severim. Diş macununun mavi topaklarını severim. Ecem’in saç kırıklarımı bulmaya çalışmasını severim. Tırnaklarımı kanatmayı severim. Konserve mısırı severim. Havaya parfüm sıkmayı severim. Topuk sesini severim. Cüzdanlarda saklanan fotoğrafları severim. Sadece benim anlayabileceğim cümleleri severim. Kırlangıçları severim. Soyadımı severim. Yarabantlarını severim. Karton bardakları severim ve delik deşik ederim. Keçeli kalemleri severim. Müzik dinlemeyi severim, konuşmayı sevmem.
Özet: Aşure.
+Akşam’ı kılmadık lan.
-Yarım saat kalmış, yiyelim patatesleri de hesabı ödeyip kalkarız.
20 dakika sonra kafeden ayrılıyoruz. Namaz da bizim kafamızdan ayrılıyor.
Caddede yürürken… aa o da ne? Ezan sesi duyuyorum.
-Oa vakit geçti, gitti namaz ya. Nasıl unuttuk gırtlak derdine. Hüf.
Beynine, hafızana bi’ trip atmalar.
15 metre sonra sokak müzisyenlerine yaklaşınca farkediyorum ki ezan sandığım ses aslında onlardan geliyormuş. Saksafonun sesi uzaktan ezan gibi gelir sonuçta değil mi. Hıhım kesinlikle.
Kulak algılarımla dalga geçme faslından sonra tam da caminin önüne gelmiş olduğumuzu farkediyoruz; 5 dakika kala da olsa gidip namazlarımızı edâ ediyoruz çok şükür.
O, sana saksafonun sesini duyuruyor. O kadar sadece.
Saksafonu duyup namaza gitmeyi de, saksafonun sesine kapılıp gitmeyi de senin ellerine bırakır.
Unutursun, hatırlatır; izler sonra seni.
Biz saksafonun sesini duymamazlıktan geldikçe, O da kısar saksafonun sesini.
Ellerine bıraktığı tercihlerin hangisine sarılacaksın, bilir onu.
O bilir, bilişine kader deriz.
Bizim çizdiğimiz hayatı önceden bilişidir kader.
Bizi sessizlikte bırakmaması duasıyla.
Dipnot:
Bunu yazacağım diye akşam namazını son dakikada kılmış olmam da benim nasıl boş bir insan olduğumu gösteriyor nitekim.
O beni sevmişti. Sonra ben başka birine dönüştüm.
Hayır bak her şeyi geçtim, ben twitter’da
“ayh bu da 2010’daki halim :)))”
“çok hanım hanımcığım :))))))))))))))”
“masaüstümü temizlerken neler buldum, unutmuşum hep bunları ya baksana cansu bizz :)))”
“ay burda nasıl sinirli çıkmışım hıı :))”
“bu foto da nereden çıktı yaa hoff :))” falan diye en güzel çıktığım fotoğraflarımı paylaşsam arkadaşlarım bana 1 sene gülerler ya. Katıla katıla, öle öle gülerler. Bak diğer her şeyi geçtim yani. Gülerler. En azından gülerler.
Siz hiç mi utanmıyorsunuz arkadaşlarınızdan falan lan kızlar ? Bu ne şekil bi’ yapmacıklık ya, ahah. Nasıl tiplersiniz, anlayamıyorum ki canımlar.
Ben gülüyorum arkadaşlarınız yerine size ama, merak etmeyin. :)))))))))))))))))))))
Şurada bir gram mutluysam Allah belamı versin be.

Beyin kusması.
Bu da bizim kız, Kum.